Atina Gezilecek Yerler

Atina Gezilecek Yerler

Gezilecek Yerler Eki 21, 2022 Yorum Yok

Kalimera canımm! Yunanlıları hep kendi kültürümüze yakın bulduk evet ama bunu bir de Atina’ya gidip deneyimleyince insan bazı anlarda Türkiye’den hatta İstanbul’dan çıkmamış gibi oluyor. Birçok insana göre Atina her ne kadar tarihi yapıya sahip olsa da Yunan Adaları’nın keyfini şehir hayatı vermiyor. Fakat benim hemen her köşesinde başta İstanbul olmak üzere ‘E burası aynı bizim memleket!’ dediğim sokakları ve caddeleriyle keyifle gezdiğim şehirler arasına yerleşti diyebilirim. Atina gezilecek yerler arasındaki tarihi yapılar ise gezinin en güzel kısmını oluşturuyor. Dünyaca ünlü yerler arasında Akropolis, Agora ve daha birçok tapınağıyla tarih, kültür, sanat harmanı yaratıyor.

Atina Hakkında Kısa Kısa

Atina adının nereden geldiğini henüz bilmiyor musunuz? Hemen açıklayayım: Sanat, zeka, strateji, barış ve ilham tanrıçası olan Athena’nın ismini alan bu şehirde biir sürü tanrı ve tanrıçadan bahsediliyor. Atina’nın özellikle antik çağlarda çok önemli bir kültür ve ticaret merkezi olduğu söyleniyor.

Şehre isim verilme hikayesi de şu şekilde: Biliyorsunuz ki bu şehirde hatta ülkede birçok mitolojik karakter ve hikaye mevcut. Atina da Athena’nın Şehri anlamına geliyormuş.

İnsanların Athena’nın adını şehre neden verdiklerine dair efsane de oldukça ilginç. Poseidon yabasını kıyıya vurup oradan at çıkarırken, Athena’nın mızrağını dokundurduğu yerden dallar çıkmış. Bu dallar üzerinde olgun, tazecik meyvelerle dolu bir zeytin ağacı baş göstermiş. Zeytin ağacı da insanlara daha güzel gözüktüğü için şehrin adını Athena’dan esinlenerek Atina koymuşlar.

Şehirde çok fazla Türk yok ama bir sürü Amerikan turist gördük. Zaten yılın her zamanlı gezen Uzakdoğulu turistler falan da var ama Türkler yerine Amerikalıları görünce biraz şaşırdık, biraz da keyiflendik.

Atina Üniversitesi Erasmus kapsamında öğrencilerin çok fazla tercih ettiği bir üniversite olduğu için şehrin hareketli yaşayışına etkileri büyük. Öğrenciler, gençler her yerde hareketli bir yaşam yaratıyor.

Mistik bir havası olan Yunan kültürü ve hayatının en önemli yapıları da bu şehirde yer alıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Akropolis ve buranın sınırları içerisinde kalan bir sürü anıt, heykel, tiyatro ve yapı harap durumda olsa bile görülmeye değer bir güzellik taşıyor.

Yunanistan’ın başkenti Atina’da Euro kullanıldığı için kur değişimi ziyaretçileri biraz düşündürse de Atina’da bir gezinin inanılmaz pahalı olmaması işleri kolaylaştırıyor.

Her mevsim güzel olan nadir yerlerden bir tanesi olan Atina’yı dört mevsimde de başka bir şekilde beğenirsiniz bence. Zaten yazın genellikle şehrin kendisiyle değil adalarıyla haşır neşir olunduğu için Eylül, Ekim gibi sonbahar ayları ve ilkbahar aylarında da hareketli ve gayet sıcak oluyor. Diğer yandan kış aylarında da en soğuk 10 dereceye kadar düştüğü için ılıman bir iklime sahip bu şehirde yağmur, çamur dert etmem diyorsanız her zaman gezebilirsiniz.

Yazıda da detaylıca bahsedeceğim gibi şehrin en önemli yeri Akropolis M.Ö. 450‘li yıllardan bu yana kısmen bile olsa zamana direnmiş bir yapı. Zaten dünyanın en güzel üçüncü müzesi olmasından da ne kadar kıymetli ve harika olduğu anlaşılıyor.

Bunun yanı sıra Parthenon da şehrin en çok konuşulan, Yunan mimarisinin en önemli eseri olarak dünyaya mal olmuş yapılardan bir tanesidir. Atinalılar tarafından yine Athena’ya ithaf edilmiş.

Atina’nın ev sahipliği ettiği özel yapılar sadece buralar da değil: Müzeleriyle de dünyada oldukça meşhur bir yer haline gelmiş. Zaten o yüzden her türlü dünya ülkesinden ziyaretçiyle karşılaşıyorsunuz. Dünyanın en büyük müzesi olarak kabul edilen Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi de şehrin görülmesi gereken müzelerinden bir tanesi.

Hayır hayır hala Atina’nın önemli yerleri bitmedi, bitmesi de pek mümkün değil. Roman Agora olarak da bilinen yer Antik Yunan‘da şehir meydanı olarak kullanılan, insanların toplanıp devlet büyüklerinin konuşmalarını dinlediği kısmıdır. Burayı da gezip göreceksiniz ve muhtemelen Akropolis ile Agora Atina gezisinden aklınıza güzelliği ve tarihiyle kazınan yerlerden ikisi olacak.

Atina’da ve aslında Yunan Adaları‘nın hemen hepsinde olduğu gibi çoook keyifli ve uzun süren bir gece hayatları var desek yeridir. Tavernalardaki gece eğlencelerini deneyebilirsiniz. Hem yemekleri de leziz mi leziz oluyor, malum Yunan mutfağı…

Atina’da gezeceğiniz birçok yerde o tanrıya adanmış, bu tanrıçanın heykeliymiş tarzında bir sürü şeyle karşılaşacaksınız. O nedenle ya Atina’ya gitmeden önce araştırın ya da orada gezerken anlık takip etmek için bir mitoloji kitapçığı edinerek gezinizi sürdürün.

Türkiye’de musluktan su içmek pek yaygın olmadığı için gittiğimiz yerlerde hepimiz bazen kafa karışıklığı yaşayabiliyoruz, ama güzel bir haberim var: Atina’da musluktan su içebiliyorsunuz. Zaten herhangi bir kafeye veya restorana gittiğinizde fark edeceğiniz üzere ücretsiz bir sürahi su hemen masanıza geliyor.

Atina neolitik çağdan bu yana yerleşim yeri olarak kullanılmış ve bir sürü imparatorluğun eline geçmiş. Bizans, Roma, Osmanlı derken kültür harmanlanması olmuş ve şu an müzelerde dünya genelinde ün salmış çok çeşitli eserlere sahip olmayı başarmış.

Türk egemenliğinde tam tamına 350 yıl geçiren Atina şehri 1833 yılında ayaklanma çıkmasıyla Yunanistan’ın başkenti kabul edilmiş.

Atina Nerede?

Yunanistan’ın başkenti Atine, Güneydoğu Avrupa’da yer almaktadır. Ülkemizin batısında yaşayanların yakından bildiği ve Yunan Adaları’na da sık sık ziyaret etmelerinin yanında Türkiye’den çok fazla ziyaretçi almaktadır. Ayrıca yaklaşık 4 milyonluk nüfusu ile Yunanistan’ın en kalabalık, en büyük şehridir.

Atina’ya Nasıl Gidilir?

Türkiye’den Atina’ya direk veya aktarmalı birçok uçuş bulunuyor. Hemen her gün İstanbul – Atina, İzmir – Atina gibi direk uçuşları kolayca bulabilirsiniz. İzmir – Atina uçuşu ortalama 70 dk, İstanbul – Atina uçuşu ise ortalama 90 dk. sürüyor.

Atina Uluslararası Havalimanı aynı zamanda Eleftherios Venizelos ismiyle anılıyor. Atina şehir merkezinin 30 km doğusunda konumlanan havalimanından şehre ulaşım oldukça pratik. Her havalimanında bulabileceğiniz gibi çok sayıda araç kiralama firmasından hizmet alabiliyorsunuz. Ama gerek var mı? Hiç yok!

Metro veya otobüsler Atina gezinizde ulaşım konusunda fazlasıyla yeterli olacak. Çünkü gerçekten de iyi bir ulaşım ağları var. Havalimanından M3 metrosuna atlayıp yaklaşık 40-45 dakikalık yolculuğun ardından İstanbul Karaköy’ün ikizi dediğim, Atina’nın popüler bölgelerinden birine ulaşıyorsunuz.

Atina içi Ulaşım

Havalimanına indiniz, şehir merkezine gitmek istiyorsunuz. Önünüzde birkaç seçenek var. Kimi pahalı ama konforlu, kimi hem ucuz hem konforlu. Şimdi bunlardan tek tek bahsedeceğim.

Atina’da gezilecek yerler birbirine çok uzak mesafede değil, yürüyerek rahatça gezebiliyorsunuz. Tabii ki şehir merkezinden daha uzakta kalan yerlere aracınızla, taksiyle veya otobüs/metro gibi araçlarla ulaşmanız gerekebiliyor. Hangileri olduğunu zaten gezilecek yerleri okurken göreceksiniz. Eğer hava güzelse mümkün olduğunca yürüyerek gezin ve şehri en güzel şekilde keşfedin. Biz de öyle yaptık. Çok uzun bir seyahat olmamasına rağmen eksiksiz her yeri gördük. Yine de yürüyerek gezmenin size göre olmadığını düşünüyorsanız otobüs ve metro ağları gayet kullanışlı. Hemen her turistik bölgede metro durakları bulunuyor.

Şehrin en güzel yanlarından bir tanesi de tıpkı İzmir‘de olduğu gibi havalimanından bir metroya atlayıp yaklaşık 40 dk süren yolculuk ardından şehrin merkezine ulaşmak oluyor. İnince de İstanbul Mısır Çarşısı gibi kalabalık ve cıvıl cıvıl bir yerine gelmiş gibi olduk. Sağına, soluna nerelere ilerlerseniz ilerleyin mutlaka her yerde İstanbul’un semtlerini göreceksiniz.

Tercih edebileceğiniz diğer ulaşım alternatifleri şu şekilde:

Araç kiralama: Avis, Budget, Enterprise, Sixt ve Hertz gibi dünyaca ünlü rent a car firmalarının yer aldığı havalimanından araç kiralayarak Atina merkeze ulaşabilirsiniz. Eğer yürümekle ilgili endişeleriniz var veya kışın, yağmurlu ve yürüyüşle rahat gezilemeyecek bir dönemde gittiyseniz belki araç kiralamak çok fayda sağlar. Ancak Atina ulaşım ağı yeterince geliştiği için şehirde gitmek isteyebileceğiniz her yere toplu taşımayla da rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Tamamen sizin tercihinize kalmış. Fakat tabii ki araç kiralamak için firmalara sunmanız gereken bir takım belgeler ve yerine getirilmesi gereken prosedürler var. Firmadan firmaya değişiklik gösteren bu durumları mutlaka araştırıp öyle karar verin.

Transfer hizmetleri: Özellikle kalabalık gruplar halinde seyahat edenler için mantıklı seçeneklerden bir tanesi olan havalimanı transfer hizmetleri kapsamında otelinize rahatça ulaşabilirsiniz. Transfer hizmeti bazen turizm firmaları tarafından veriliyor, bazı otellerde ise kendileri tarafından sunuluyor. Transfer hizmeti verilecek aracın büyüklüğüne göre fiyatlar da değişiyor. Fiyatlar firmadan firmaya değişse de ortalama 3 kişilik araç için 40 Euro, lüks araçlar için 70 Euro, ekonomik araçlar için 45 Euro ve 7 kişilik minibüslerde 70 Euro şeklinde farklılaşabiliyor.

Taksi: Atina Havalimanı ve şehir merkezi ulaşımında tercih edebileceğiniz bir diğer seçenek de taksiler. Gece gündüz tarifesinde yaklaşık 15 Euro’luk bir fark var. Sabah 5 ile gece 12 arasında gece tarifesi uygulanıyor. Seyahat öncesi internet üzerinden taksi rezervasyonu yapabileceğiniz gibi havalimanında taksi durağından da araç bulabiliyorsunuz. Havalimanı – şehir merkezi ortalama 45 Euro tutuyor.

Metro: İşte bizim kullandığımız ve pek de sevdiğimiz ulaşım alternatifi! M3 kodlu metro Atina Uluslararası Havalimanı – Aghia Marina hattında hizmet veriyor. Son durakta indiğinizde daha önce de belirttiğim gibi şehir merkezine ulaşıveriyorsunuz. Kesinlikle çok daha ekonomik ve gayet konforlu bir seçenek. Otelinizin bulunduğu konuma göre farklı duraklarda da inebilirsiniz. Örneğin Sintagma Meydanı ve çevresinde konaklıyorsanız bu isimli durakta, otelinize hemen ulaşabilirsiniz. Metro seferleri genellikle her yarım saatte bir olacak şekilde düzenlenmiş. 06:30 – 23:30 saatleri ilk ve son seferleri. Bu metro için satın alacağınız bilet 90 dakika boyunca ücretsiz aktarma yapma imkanı sunan ekonomik bir seçenek. Tam bilet 10 Euro, öğrenci 5 Euro. Eğer Atina geziniz boyunca metro veya otobüs gibi toplu taşıma seçeneklerinden faydalanacaksanız da Athens Card alabilirsiniz.

Metroyla ilgili önemli bir dipnot: ‘Trenler’ ve ‘metrolar’ aynı platformu kullandıkları için herhangi birine yanlış bindiğinizde şok edici yerlerde kendinizi bulabilirsiniz. Yani metro yerine trene bindiğinizde bir de bakarsınız Atina şehir merkezi yerine başka bir Yunanistan şehrindesiniz. Böyle olmaması için görevlilerden detaylıca öğrenin, mümkünse Atina metro ulaşım ağı haritasını edinin ve metroların üzerinde ‘M’ harfi yazılı olduğunu unutmayın.

Tren: Havalimanından hem metronun hem de trenlerin hizmet verdiğini az önce söyledim. Eğer metro değil de tren kullanmak isterseniz bunlar ‘Proastiakos’ olarak isimlendiriliyor. Atina Havalimanı – Atina Merkez İstasyonu hattında hizmet veren trenlere bindiğinizde bir yerden sonra metroyla aktarma yapmak durumunda kalıyorsanız. Eğer şehir değiştirmeyecekseniz bence atraksiyona gerek yok, metroyu tercih edin

Otobüs: Havalimanından şehir merkezine ulaşım sağlayan diğer toplu taşıma seçeneği de havalimanı otobüsleri. Bunların en güzel yanı metronun çalışmadığı saatlerde de hizmet veriyor olması. Şehir merkezine giden X95 Sintagma Meydanı – Havalimanı hattı her gün 7/24 çalışıyor. Yaz döneminde 10-15 dakikada bir olan sefer sıklığı, kışın 20 dakikaya kadar düşüyor. Havaalanından Atine şehir merkezine otobüsle gitmek isterseniz havalimanı 4 ve 5 numaralı kapılarından çıkış yapmanız gerekiyor. Tam bilet 6 Euro, öğrenci 3 Euro.

Atina Gezilecek Yerler

1. Akropolis (Acropolis)

Burayı ilk sıraya yerleştirmenin nedeni biraz zorlu bir parkur olup, tırmanma gerektiriyor olması. Henüz güneş tepeye ulaşmadan, sabah saatlerinde buraya çıkmak iyi bir fikir olabilir. Fakat eğer özellikle manzara fotoğraflamak için burayı tercih ediyorsanız gün batımının öncesinde gelerek harika pozlar elde edebilirsiniz. Yunanistan tatil günleri haricinde her gün 08:00 – 17:00 saatleri arasında ziyaret edilebiliyor. Giriş ücretli; kişi başı 20 Euro.

Akropolis aslında bu yerin özel adından çok merkezde, tepede yer alan yerlere Eski Yunan şehirlerinde verilen genel isimdir. Bunlar arasından en ünlüsü de tabii ki başkent Atina’da yer alan Atina Akropolisi olarak geçiyor.

Akropolis olarak bahsedilen alanda Erektheion, Athena Nike Tapınağı ve Parthenon isimli bazı tapınak, anıt ve kalıntılar yer alıyor. Erektheion da Akropolis’te yer alan bir başka yapı olarak karşımıza çıkan, Karyalı Kadınlar heykelleri ile tanınan bir yapıdır. Giriş olarak da bilinen Proplylaion, büyük eserlerin yer aldığı meydana geçilen kapıdır. Müze girişi ve bu kapı arasında büyük küçük birçok eser ve Dionysos Tiyatrosu’nu görebiliyorsunuz.

2. Parthenon

M.Ö. 510 ve 400 yılları arasından kalma olduğu düşünülen bu kalıntılar ve yapılar arasında en meşhuru da Parthenon. Athena’nın Tapınağı olarak dünyaca ünlü bir yer haline gelmiş olan Parthenon geçmişte hazine olarak kullanılmış. Diğer şaşırtıcı bilgi ise Osmanlı Dönemi’nde cami ve ardından cephanelik olarak kullanılmış.

Venedik savaş topuyla vurularak çok ciddi boyutta hasar alan Parthenon genellikle restorasyon altında bulunduruluyor. İçerisindeki özel eserler ise Britanya Müzesi’ne taşınmış.

Deniz seviyesinden 152 m yükseklikte yer alan ve zaten adının anlamı da ‘Yüksek Şehir’ olan Parthenon, Atina İmparatorluğu için çok önem arz ediyormuş. İmparatorluğu gücünün simgesi haline gelen Parthenon, M.Ö. 483 yılında inşa edilmiş.

Şehrin Plaka ve Monastraki gibi farklı yerlerinden bile net bir şekilde görülebilen bu göz alıcı yapıtın tanrıça Athena için inşa edildiği söyleniyor. Sadece bu kadar da değil; Parthenon ayrıca literatürde de Yunan mimarisinin zirve noktası olarak geçiyor.

3. Erektheion

Athena’nın Tapınağı yani Parthenon’un hemen arkasında yer alan Erekhteion az önce de bahsettiğim gibi kadın heykelleriyle meşhur bir yapı. Bu tapınağın da Poseidon ve Athena’ya ithafen yapıldığı söyleniyor. İnşa yılı da M.Ö. 5 yy.’a kadar uzanıyor. Bizans İmparatorluğu tarafından kilise olarak, Osmanlı zamanında da konut olarak kullanılmış.

4. Dionysos Tiyatrosu

Şarap ve bağ tanrısı olarak tanınan Dionysos’a adanmış bu antik tiyatroyu da Akropolis’e gelmişken görmeden olmaz. Tıpkı Parthenon gibi burası da bölgenin ev sahipliği yaptığı birkaç özel tarihi kalıntıdan bir tanesi.

5. Herodes Atticus Tiyatrosu

Turistleri kapalı olan ve yalnızca önemli günlerde, etkinlikler için açılan Herodes Atticus Tiyatrosu keşke halka açık olsaydı. 5 bin kişi kapasiteli bu tiyatro adını inşa eden Herodes Atticus’tan almış.

6. Proplylaion

Şehrin kapısı olarak bilinen M.Ö. 437 yılında inşasına başlanarak yıllar sonra henüz inşası tamamlanmadan yarıda bırakılan Akropolis’in meşhur kapısı. Dev sütunların yanından geçip içeriyi gezebiliyorsunuz. Tabii ki büyük kısmı harap halde ama güzel fotoğraflar da çıkmaz değil!

7. Akropolis Müzesi

Akropolis’e çıktınız ya da çıkacaksınız. Oranın bir sürü özel esere ev sahipliği ettiğinden bahsetmiştim. Koruma amaçlı olarak Akropolis’in bazı eserleri de Akropolis Müzesi’nde sergileniyor. Burası ününü dünyaya salmış müzelerden bir tanesi. Peki ününü nereden alıyor dersiniz?

Müzenin bulunduğu yer de tarihi eser statüsünde. Yani gezerken etraftaki yapılara bakmak kadar yürüdüğünüz yerlere de baktığınızda cam zemin altında bir sürü detay görebiliyorsunuz. Akropolis başlığı altında belirttiğim gibi giriş için alacağınız 20 Euro’luk kombine biletle burayı da gezebiliyorsunuz.

Adeta dev bir müze olan Akropolis Müzesi 14 bin metrekarelik alanda her gün 4 bin kişiyi ağırlıyor. 2009 yılında yani nispeten yeni kurulmuş olsa da içerisinde 4 binin üzerinde eser bulunuyor.

8. Filopappou Tepesi

Akropolis’in sunduğu tarihi yapıların ardından bir de buraya karşıdan bakmak isterseniz size önerim Filopappau Tepesi olacaktır. Akropolis’in karşısındaki ormanlık alan ile beraber karşınıza çıkacak olan tepeden Akropolis ve Atina manzarasının keyfini çıkabilirsiniz.

9. Antik Agora (Ancient Agora of Athens)

Akropolis’in kuzeybatısında kalan tıpkı Kapadokya’daki Açıkhava Müzesi gibi özel ve ihtişamlı bir açık hava müzesidir. Antik Agora ya da Eski Atina olarak tanınan bu açıkhava müzesinde çok sayıda heykel, taş, sütun gibi yapılar yer alıyor.

Antik Agora’da dikkat çeken bir başka yapı ise M.Ö. 5. yy.’dan kalan Hephaestus Tapınağı’dır. Bu tapınağı görmek için çıkacağınız tepede de enfes bir manzara sizi bekliyor olacak.

Toplu bilet almanız halinde burayı da ücretsiz gezebiliyorsunuz. 18 Mayıs Uluslararası Müzeler Günü’nde tabii ki ücretsiz gezebiliyorsunuz. Antik Agora tapınağın yanı sıra küçük bir kapalı müzeye de ev sahipliği ediyor. Normalde giriş ücreti tam 20 Euro, öğrenci ve 65 yaş üstü için 10 Euro. Hafta iççi her gün 08:00 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.

Antik Agora hakkında söylenecekler bu kadarla bitmiyor tabii ki. Eski Atina’daki günlük yaşamın merkezi olan bu yerde tarihte birçok ticari ve yönetimle ilgili kararların alınması için toplantılar düzenlenirmiş. Bunun yanı sıra geçmişte düzenlenen spor müsabakaları, tiyatro gösterileri gibi aktivitelere de ev sahipliği ediyormuş.

10. Kutsal Havariler Kilisesi

Antik Agora’da ayakta kalmayı başaran tek bina özelliği taşıyan Kutsal Havariler Kilisesi 10. yy.’da inşa edilmiş. Nymphaion isimli bir kutsal kaynak üzerinde yer alan bina ilgi çekici ve görülmeye değer bir mimari yapıya sahip. Kilise kubbesinde çeşitli dini tasvirler, freskler ve duvar resimleri yer alıyor. Belki baktığınızda anlamını bilmiyor olacaksınız fakat bu işlemelerin 11. yy.’dan bu yana bozulmamış bir şekilde durduğunu bilmek belki bakış açınızı değiştirebilir. Bu yapılara ilgi duyuyorsanız gerçekten hoşunuza gidecek çünkü 17. yy.’dan kalma duvar resimleri de görülmeye değer güzelliğe sahip.

11. Monastiraki Meydanı

Monastiraki Meydanı’nın adını söylerken bile insanın kolları havaya kaldırıp sirtakiye başlayası geliyor sanki. Yunanistan’ın ister şehir ister adası bence her yerinde inanılmaz hareketli, cıvıl cıvıl bir ambiyansı var. İnsanı güzel hissettiren bu sokaklara çıktığınızda bir bakıyorsunuz ki Monastiraki Meydanı diye Sultanahmet’e veya Taksim’e falan gelmişsiniz. Atina’nın kalbi denilen bu alanı İstanbul’a benzete benzete geziyorsunuz. Etrafta tabii ki yok yok. Kafeler, dükkanlar, güzel yapılar, meydanlar derken bir de bu geziyi Pazar gününe denk getirirsiniz bit pazarını görme şansınız da oluyor.

Rengarenk taşlarla döşenmiş olan meydandan sokakları keşfe çıkmaya başladığınızda bir sürü taverna görüyorsunuz. Hem turistik hem de lokal bölgelerden bir tanesi olan Monastraki Meydanı’na da metroyla çok rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Ayrıca Monastraki gibi Atina’nın meşhur bir diğer meydanı olan Sintagma Meydanı’nda da yürüyebilir, hatta bu yürüyüş sırasında tam ortada kalan Plaka bölgesini de gezebilirsiniz.

12. Panagia Kapnikarea Kilisesi

Ermou Caddesi’nin en belirgin yapılarından bir tanesi olan Panagia Kapnikarea Kilisesi Bizans mimarisine sahip, Meryem Ana’ya atanmış bir kilise. 11. yüzyıldan kalma bu güzel ve özel yapı, günümüzde aktif olarak kullanılıyor. O nedenle her zaman ziyaretçi kabul etmiyor.

13. Atina Metropol Katedrali

1842 – 1846 yılları arasında inşa edilen Atina Metropol Katedrali, başkent Atina’nın önemli katedrallerinden bir tanesidir. Atina Başpsikoposluğu’nun merkezi olan katedral adını bulunduğu Metropol Caddesi’nden alıyor.

14. Exarchia Bölgesi

Atina hem minik bir şehir gibi hem de gez gez bitmeyen koca bir derya gibi…Aslında taş çatlasa 2-3 günde her yeri alt üst edilerek gezilir ama gezilecek yerlerinde bazen 3 bazen 4 saat geçireceğiniz duraklar var. Lokallerin anarşik mekanı olarak bahsettiği bir bölge olan Exarchia sizin keyfinize göre rotanıza ekleyebileceğiniz bir yer. Grafitili sokaklar arasında kaybolup, dolaşabilirsiniz.

15. Bit Pazarı (Athens Flea Market)

Az önce anlattığım Monastiraki Meydanı’na çıkan Ifestou Caddesi üzerinde kurulan Bit Pazarı’nı ülkemizden bir yerle özdeşleştirmek istesek sizce neresi olurdu? Benim aklıma gelen yerler İstanbul Eminönü veya İzmir Kemeraltı Çarşısı oldu tabii ki. Aklınıza gelen veya -gelmeyen- ne varsa kolayca bulabileceğiniz bu pazarda hediyelik ve sembolik antika parçalardan satın alabilirsiniz.

16. Plaka

Akropolis’e tırmanırken ne kadar yorulduğunuzu hatırlayıp bu yorgunluğa değecek manzarayı gördünüz. Şimdi de aynı yolu rahatça inip harika bir semti gezmeye başlamanın tam sırası. Nereden mi bahsediyorum? Tabii ki rengarenk yapıtlarıyla insanın içini açan Plaka semtinden.

Akropolis eteklerinde yer alan Plaka Sintagma ve Monastraki Meydanı’nın tam ortasında yer alıyor. Yurt dışına çıkınca duymaya alışık olduğunuz ‘Old Town’ yani eski şehir kavramı Atina’da yok zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü Plaka tam olarak şehrin eski şehir bölgesi olarak geçiyor.

Tarihi evleri ve daracık sokakları arşınlayarak rengarenk evlerin fotoğrafını çekebilir, Akropolis manzarasına bir de aşağıdan bakıp ne kadar heybetli göründüğüne bir kez daha hayranlık duyabilirsiniz. Atina’nın en hareketli yeri de olduğundan kısa bir çay kahve molası için ya da Atina’nın eğlenceli gece hayatı için tavernaya gitmeyi düşünüyorsanız da burayı tercih edebilirsiniz.

Eğer Atina’nın kalbinde konaklama fikriniz varsa yine doğru yerdesiniz çünkü burada yer alan çoğu otel Akropolis manzarasını misafirlerine sunuyor.

17. Anafiotika

Akropolis eteklerine kurulmuş bir mahalle olan Anafiotika adını Anafi Adası’ndan gelip buraya yerleşenlerden almış. Beyaz boyalı taş evleriyle muhteşem manzaralar ortaya koyan bu şirin mahalleyi Atina gezilecek yerler listenize eklemelisiniz. Evlerin aralarında daracık sokaklarda gezinebilir, beyaz mavinin harika uyumunu yakalayabileceğiniz masalar ile belki de gidemediğiniz Santorini havasını yakalayabilirsiniz.

Şehrin içindeki bu mahallenin sakinlerinin evlerinin etrafını rengarenk çiçeklerle bezemiş olması da oldukça şirin bir hava katıyor. Lokal kültüre yakından tanıklık etmek isteyenleri mutlaka Anafiotika’ya alalım!

18. Zeus Tapınağı (Olympieion)

Atina veya Yunan kültürü ile ilgili herhangi bir şey duyduğunuz an aklınıza hemen Zeus gibi diğer tanrıların adı da geliyordur. Bu kadar ünlü olunca elbette ki onlara adanan yapılardan söz etmemek mümkün değil.

Kısacası Atina denince akla ilk gelen yerlerden bir tanesi de Zeus Tapınağı (Temple of Olympian Zeus) oluyor. Antik dünyanın en büyük tapınağı olarak geçen Zeus Tapınağı’nın M.Ö. 6 yy.’a ait olduğu düşünülünce tabii ki az bir kısmı günümüze ulaşmış. Ne kadar az bir kısmı ayakta kalmayı başarmış olsa da kalan sütunlar hala oldukça görkemli ve değerli kabul ediliyor.

Zeus Tapınağı’nın bulunduğu yere geldiğinizde tapınakları manzara alan banklara oturarak tarihi ve arkeolojik yapılar üzerine düşüncelere dalabilir veya sadece biraz soluklanıp Atina gezinize devam edebilirsiniz. Akropolis’te  aldığınız kombine bilet burada da geçerli oluyor.

19. Hadrian Kapısı (Arc of Hadrian)

İhtişamlı yapılardan bir tanesi de cadde üzerinde kalan Hadrian Kapısı. Zeut Tapınağı’nın hemen yanında bulunan kapı Roma İmparatoru Hadrian’ın Atina’ya gelişini kutlamak adına yapılmış. İmparatorun şehre yaptıklarına teşekkür mayetinde bu kapıyı M.S. 131 yılında inşa etmişler.

20. Ulusal Arkeoloji Müzesi

Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi olarak geçen bu müze, antik Yunan eserlerinin en fazla olduğu yerdir. Burayı tamamen gezmek için ortalama 3,5 saate ihtiyacınız olduğunu belirtmeliyim. Neolitik dönemden Roma dönemine kadar en küçük detaylara dahi buradan ulaşabilirsiniz.

Bu müzeye gelmenin tek zorluğu merkezin biraz dışında kalması. Onu da otobüs veya taksiyle, hatta araç kiraladıysanız aracınızla rahatlıkla halledebilirsiniz. Müzede yer alan bazı ünlü eserler de bulunuyor. Bunlardan bazıları Agamemnon’un maskesi, Antikhera Mekanizması, genç kadın (kore) ve genç erkek (kuros) heykelleri ve Raus Mekanizması şeklinde uzayıp gidiyor. İki katlı ve 48 odalı bu müzeyi Atina’ya gelmişken hele ki tarih ve arkeolojiye merakınız varsa mutlaka gidip görün.

21. Sintagma Meydanı ve Parlamento Binası

Sintagma Meydanı da Atina’nın en hareketli meydanlarından bir tanesidir. Toplu taşımayla ulaşımı sayesinden bizim aktarma merkezlerimiz gibi bir konumda yer alıyor diyebilirim. Çünkü Sintagma metro istasyonu meydanın ortasında ve havalimanı otobüsleri de hemen yanında yer alıyor. Fakat meydanın özelliği bunlardan çok daha büyük.

Türkçe karşılığı ‘Anayasa’ olan Sintagma, 1843 yılında bu meydana verilmiş. Anayasa anlamına gelen meydan adını kralın yetkilerinin sınırlandırılmasına karşı çıkan ayaklanma sonucunda almış. Geniş bir alana yayılmış mermer zeminin ortasında minik bir havuz ve Yunan Parlamentosu yer alıyor. Yunan Parlamentosu Avrupa genelindeki parlamento binaları gibi yüksek merdivenlerin tepesinde konumlandırılıyor.

Parlamento Binası aynı zamanda şehrin en dikkat çeken yapılarından bir tanesidir ve şansınız varsa Meçhul Asker Anıtı’nda askerlerin değişim törenlerine denk gelebilirsiniz. Zaten bu tören turistler tarafından çok fazla ilgi gördüğü için kalabalığı kolayca fark edersiniz. 1821- 1828 yıllarında yaşanmış bağımsızlık savaşındaki üniformaların aynısı olan kırmızı ponponlu ayakkabıları, pileli etekli askerin nöbet değişimi de görülmeye değer diyebilirim.

Başta da dediğim gibi bu meydan hem toplu taşıma noktaları hem de konumu sayesinde her yere açılan bir kapı niteliği taşıyor. Eğer buradan sonra nereye geçelim diye düşünüyorsanız Milli Park’a geçişin çok kolay olduğunu belirtmeliyim. Ulaşım konusunu birazdan Milli Park başlığında anlatacağım.

22. Milli Park

Bir şehri yürüyerek keşfetmenin tadı bambaşka oluyor. Hava güzelse, hele bir de tıpkı burası gibi Milli Parklara ve meşhur meydanlara yürüyerek ulaşabiliyorsanız daha ne olsun! Meşhur Sintagma Meydanı’ndan sadece 8 dk. yürüyerek yemyeşil, huzur verici Milli Park’a ulaşabiliyorsunuz. Bizim ülkemizde her ne kadar binalar öncelikli olsa da, yabancı ülkelere gittiğinizde şehrin ortasında bir anda böylesi geniş ve yemyeşil alanlara ulaşabiliyorsunuz. Milli Park gibi alanlar şehrin kalabalığından sıyrılıp, mis gibi temiz havayı içinize çekerek yürüyüş yapmanızı sağlıyor.

1850 yılından bu yana özenle korunup hala tertemiz havasıyla insanların bayılarak gezdiği Milli Park 15,5 hektar alana sahip. Renkli turunç ağaçlarından tutun da büstler, yürüyüş yolları, devasa palmiye ağaçları ve minik bir hayvanat bahçesi ile sizi şehir hayatından kopararak tazelenmenizi sağlayan bir alan olacak.

Atina’ya gelmişim, bir sürü gezilecek yer var neden parka gideyim demeyin sakın! Çünkü insanlar gerçekten buraya çok özen gösteriyor ve gezinizin ortasında lokal hayatı yakından gözlemek ve biraz da dinlenmek için burayı kesinlikle görmelisiniz. En fazla temiz hava alıp ferahlamış olursunuz.

23. Zappeion Binası

Burası Atina’ya gitmişken mutlaka görün, çok önemli, tarihi bir yapı diyemediğim ama mimarisiyle ilgi çekici bulunan bir bina. Milli Park’tan sonra önünüze çıkan bu bina özel etkinliklerin düzenlendiği bir binaymış. Tarihi değil dedim ama Atina’nın diğer yapılarına göre tabii. 1874 yılında inşasına başlanan bu yapı 14 yıl sonra tamamlanmış ve 1896 yılında Yaz Olimpiyatları’na hizmet etmiş.

24. Ermou Caddesi

Ermou Caddesi boylu boyunca uzanan ve Atina’nın hareketi hiç bitmeyen yerli – turist herkesin gezindiği bir cadde. Sintagma Meydanı’nda başlayan cadde Monastraki Meydanı’ndan geçiyor ve Keramikos isimli ören yerinde son buluyor.

Yine bir Türkiye kıyaslaması yapacak olursak buranın da İstiklal Caddesi’ni hatırlattığını söyleyebilirim. Caddede sağlı sollu bir çok kafe, pastane, ünlü markaların mağazaları yer alıyor. Trafiğe kapalı olduğu için rahatça gezebiliyorsunuz. Alışveriş yapanlar, modern pastanelerin keyfini sürenler veya öylece yürüyüşe çıkan herkes burada. Tabii dikkat edin de siesta saatlerine denk gelmeyin. Bir anda insanlar kayboluveriyor, dükkanlar kapanıyor. Bu da Yunanlıların enteresan yaşam alışkanlıklarından bir tanesi işte…

24. Panathinaiko Stadyumu

Atina’da görmeye değer yapılardan bir tanesi de Panathinaiko Stadyumu…Burası Milli Park’a oldukça yakın. Yine yürüyerek gelebilirsiniz. Offline harita uygulamalarından veya tourist information’dan temin edeceğiniz haritayla yolunuzu kolayca bulabilirsiniz.

Eğer birine sormak isterseniz de (lokallerle tanışmak adına bence çok iyi yöntem) Kallimarmaro ismiyle de sorabilirsiniz. Bu kelime anlamı olarak güzel mermerli demekmiş ve şehirde stadyumu Panathinaiko yerine bu isimle tanıyanlar da varmış. Stadyum 204 km uzunlukta piste, 47 katlı oturma alanına sahip ve her yıl gerçekleşen Atina Klasik Maratonu final koşusuna ev sahipliği ediyor. Stadyum giriş ücreti tam 5 Euro, öğrenciler için 2,5 Euro.

Dünyanın en eski stadyumlarından bir tanesi olan Panathinaiko Stadyumu 1896 yılında ilk Olimpiyat oyunlarının ardından 1906 ve 2004 yılındaki Olimpiyat oyunlarında bazı müsabakalara da ev sahipliği etmiş.

25. Kolonaki

Şehir manzarasını sevmeyen yoktur diye tahmin ediyorum. Özellikle akşamları ışıklar yanıp ışıl ışıl bir manzara oluşturunca…Ama bir tepeye çıkıp bina yığını görmekten de bıkmadık mı kardeşim? Gel gelelim asıl şehrin zenginlerinin yaşadığı, İstanbul’un Nişantaşı İzmir’in Alsancak’ı denilebilecek bir semt. Yani parası olanlar hemen insan kalabalığından sıyrılıp manzaralı yerlere yerleşmiş. Neyse ki Atina’nın ortasında rahatça gezebileceğiniz Milli Park var da Kolonaki’ye çıkıp şehir manzarasına bakınca ne bileyim Ankara manzarasına bakar gibi üzülmüyorsunuz.

Lycabettus Tepesi eteklerine konumlanmış olan Kolonaki ‘küçük süstun’ anlamına geliyormuş. Buranın olayı ise az sonra bahsedeceğim kendisine ev sahipliği eden tepede aslında…

26. Lycabettus Tepesi

Lycabettus Tepesi’ne az önce bahsettiğim Kolonaki’den füniküler kullanarak veya yürüyerek çıkabilirsiniz. Tepenin yüksekliği 300 m’ye ulaşmaktadır ve panoramik manzara ve fotoğrafçılar için çok sık ziyaret edilen bir yerdir. Bu tepeye çıktığınızda şehrin bir diğer tepesinde yer alan Akropolis’i görebilirsiniz. Henüz bu semtte yerleşim yokken meydanda yer alan iki metre yüksekliğindeki sütundan ismini alıyormuş. Şehir manzarasını görmenin yanı sıra lüks restoranlarda özel bir akşam yemeği için tercih edilebilir.

27. Kiklad Sanat Müzesi

Kiklad Sanat Müzesi adını M.Ö. 3000 – M.Ö. 2000 yılları arasında Ege adalarında hüküm sürmüş bir uygarlık olan Kikladlardan almış. Kolonaki Mahallesi’nde yer alan Kiklad Sanat Müzesi cam cepheli ve mermer işlemeli mimarisiyle dışarıdan bile modern, şık bir görünüme sahip. Burada sergilenen eserlerin çoğunun tarihi M.Ö. 6. yy.’a kadar uzanıyor.

Bir yere gittiğinizde tarihini, kültürünü, antik yaşamını merak ediyorsanız mutlaka bu tarz sanat müzelerini ziyaret etmelisiniz. Bronz Çağı’na ait silahlar, vazolar, çömlekler ve daha fazlası müzede sergilenen 3 binin üzerindeki eserden sadece birkaç tanesi. Kiklad Sanat Müzesi’ne giriş 3,5 Euro.

28. Bizans Müzesi

Sanat ve tarih sevenler için Atina’da ziyaret edilebilecek bir müze de Bizans Müzesi. Şehrin en ilgi çekici müzelerinden bir tanesi olan Bizans Müzesi’nde Bizans İmparatorluğu Hakimiyetindeki Yunan tarihi aslında çok şey öğrenebilirsiniz.

Bizans Müzesi inşası 19. yy. olan bir saray içerisinde yer alıyor. İmparatorluğa ait çok değerli eserler yer aldığı gibi Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla Bizans’ın ele geçirdiği mirasına ait parçalar da bulunuyor. Balkanlar ve Yunan topraklarına 3. yy.’dan 15 yy.’a kadar hükmeden Bizans İmparatorluğu bu dönemde dini sanat adına gerçekten göz alıcı, şık, ışıltılı eserler üretmiş.

Bizans Dönemi’nin yanı sıra Orta Çağ ve Hristiyan dünyasına ait eserler de burada bulunuyor. Bizans Müzesi giriş ücreti 4 Euro ve Salı günleri 12:30 – 20:00 ve diğer günler 08:00 – 20:00 arasında ziyaret edilebiliyor..

Atina Gezilecek Yerler

Atina Yeme İçme

Yunan mutfağıyla aramızdaki benzerlik Atina’da İstanbul’da gibi hissetmek kadar aynı. Mutfak kültürümüz benzer olunca tereddüt etmeden her şeyi yiyesi geliyor insanın. Yunan yemekleri gerçekten çok lezzetli ve özenle hazırlanıyor. Mezeleri, Uzo’su, çeşit çeşit balıklarıyla dört dörtlük bir sofra sizi bekliyor.

Tercihinizi esnaf lokantasından veya çok şık bir restorandan yana bile kullansanız yiyeceğiniz şeylerin hepsini her yerde bulabilirsiniz. Yemeklerin yanı sıra tartışması hiç bitmeyen baklava senindir, benimdir konusunu aklınıza getirecek olan çeşit çeşit tatlılar da cabası. Şimdi Atina’nın lezzetli kahvaltı mekanlarından, restoranlarından ve tatlı için tercih ettiğimiz yerlerden bahsedelim.

Atina yeme içme konusunda isterseniz Trip Advisor’dan da yardım alabilirsiniz. Önünüze çıkacak restoranlar arasında bazı esnaf lokantalarıyla birinci sınıf restoranlar da yer alacaktır. Aiolou Caddesi üzerinde ilerlediğinizde çok sayıda lokantanın sıralandığını fark edeceksiniz. Brettos, Tou Psirri ve Psaras Taverna gibi lokantalarda oldukça uygun fiyata Yunan mutfağının en güzel tatlarıyla masanızı donatabilirsiniz.

Plaka’nın en iyi restoranlarından bir tanesi olarak tanınan Brettos yerlilerin de gözdesi. Kişi başı 25-30 Euro‘ya masanıza 4-5 meze ve birer duble uzo alabilirsiniz. Tou Psirri ise özellikle hafta sonu giderseniz o meşhur tabak kırmalı, sirtaki oynamalı Yunan akşamını doğrudan deneyimleyebilirsiniz. Cuma ve Cumartesi giderseniz çok eğleneceğinizi garanti; üstelik yerel hayatı yakından gözlemleme fırsatı da elde ediyorsunuz.

Buraya kadar gelmişim, yemişken en iyisini yiyeyim derseniz 10 yıldan daha uzun süredir Yunanistan’ın en iyi restoranı seçilen ve Michelin Yıldızlı bir restoran olan Spondi için sıkı bir rezervasyon takibi yapmanız gerekecek.

Lithos, Atitamos, Liondi, Maiandros gibi isimlerle daha uzayıp gidecek olan bu ‘lokal lezzet mekanları’ listesine Trip Advisor üzerinden kolayca ulaşabilirsiniz. Yunan mutfağını tatmak için yapılabilecek en iyi şeylerden bir tanesi de yerel lokantalarda vakit geçirmek. İşte bunun için Mitropoleus Caddesi ve Psirri Bölgesi’ni tercih edebilirsiniz.

Atina’nın en çok ilgi gören, beğenilen restoranları arasında Bandiera, Kiouzin, Alficon, Dimitris, O Andreas, Vegan Beat, To Paradosiako, Avli, Fine Mess Smokehouse gibi seçenekler yer alıyor.

Biraz da bizim yiyip içip bayıldığımız tatlı ve dondurmalardan bahsedeyim. Tesadüfen bulduğumuz Hans & Gretel’de devasa tatlımızı alıp mekanın tadını çıkardık. Tıpkı masallardaki gibi şeker ve çikolata figürleriyle süslemişler. Dondurma, waffle, fondü kısacası tatlı krizine iyi gelecek her şeyi burada bulabiliyorsunuz. Hans & Gretel Monastiraki Meydanı civarında yer alıyor.

Yukarıda gördüğünüz dondıırma fotoğrafı da İtalya’nın meşhur dondurma lezzetini Atina’ya getirmiş olan Da Vinci Gelato. Mevsime uygun taptaze dondurma üretiliyor. Hem görünüşü hem de lezzeti muhteşem. Gidip yiyecek olanlara şimdiden afiyet olsun!

Atina Konaklama

Atina konaklama seçenekleri açısından da epey zengin bir şehir. Hemen her bütçeye uygun seçenek bulabiliyorsunuz. 5 yıldızlı ultra lüks otellerden tutun da hostellere kadar her tür konaklama çeşidi bulunuyor.

Atina otelleri tarihi yerlere, turistik bölgelere, eğlence mekanlarına göre konumlanmış ve ulaşım açısından sıkıntı yaratmayan pratik yerlerde yoğunlaşıyor. Eğer erken rezervasyon yaptırmazsanız oraya gittiğinizde şayet yer bulabilirseniz otellerin gecelik fiyatlarının 60 – 150 Euro arasında değişiklik gösterdiğini görürsünüz. Atina seyahatinizi bizim gibi önceden planlayıp erken rezervasyon fırsatlarını yakalarsanız bu fiyatı neredeyse yarı yarıya olacak şekilde düşürebilirsiniz.

Peki Atina’da nerede, hangi bölgede kalınır?

Sintagma Bölgesi Otelleri: Atina gezilecek yerler başlığında bahsettiğim ve şehrin kalbi olan meydanlardan bir tanesi Sintagma Meydanı idi. Tarihi, eğlence mekanları ve restoranlara yakın bir meydan olduğu için bu bölgede çok sayıda otel yer alıyor. Bu bölgede konaklamaya karar verirseniz şehrin geneline göre daha yüksek gecelik ücret ödemeniz gerekecektir. Genellikle büyük ve lüks oteller Sintagma Bölgesi etrafında toplanmış. Ayrıca restoranlarda harika manzaralar eşliğinde leziz yemeklerin tadına da doyabiliyorsunuz. Kısacası parasının hakkını çıkaracak cinsten seçenekler burada yer alıyor.

Plaka Bölgesi Otelleri: Tarihi alanlara yakın ama lokaller tarafından da yoğun ilgi gören Plaka bölgesinde daha çok seçenek bulmak mümkün. 5 yıldızlı otellerden minik otellere, apart otellere kadar genişleyen seçenekler bulunuyor. Yani Plaka bölgesinde konaklama konusunda ‘her bütçeye uygun’ diyebilirim.

Kolonaki Otelleri: Kolonaki’yi anlatırken İstanbul’un Nişantası benzetmesini yapmamdan herhalde buradaki otel fiyatlarının daha yüksek olduğu kolayca anlaşılır. Konum olarak Sintagma Meydanı’na çok yakın, ama gece hayatına katılacaksanız sessiz ve sakin kalan sokaklar aradığınız eğlenceyi hissetmemenize, hayal kırıklığı yaşamanıza neden olabilir.

Monastiraki Otelleri: Atina’nın en güzel yerlerinden birisi olan Monastiraki Meydanı içinde ve çevresinde yer alan otellerde kalanlar kendini şanslı sayabilir. Çünkü 24 saat hareket, barlar, kafeler, alışveriş merkezleri derken her şey elinizin altında ve hayat durmak bilmiyor.

Neyse ki biz tam da bu şanslılardandık! Monastiraki Meydanı’na sadece 5 dakika yürüme mesafesinde bulunan Ederlezi Boutique Otel Atina gezimizdeki evimiz oldu. Son derece özenli bir şekilde dekore edilmiş odalar, dekorasyonda kullanılan ürünlerin güzelliği ve kalitesi insanı biraz odada miskin miskin keyif yapmaya itmiyor değildi. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Odalar farklı konseptlerde dekore edilmiş. Oliva, Luna, Jasmine, Carmen, Allegra, Maira, Flora, Smaragda odaların isimleri. Hepsinde sadelik, şıklık ve bohem bir hava ön plana çıkıyor. İnsana huzur veren, iç açan bir konseptleri var. Zaten konumu en en en iyi yerlerden birinde. Gayet sıcakkanlı ve güleryüzlü personelleri sayesinde Atina’da burada kesinlikle kalabilirsiniz diyebileceğim, gözüm kapalı önereceğimiz yer Ederlezi Boutiqe Otel. Siz de gitmeyi düşünürseniz web adresini de şuraya ekliyorum, buradan detaylı bilgi alabilirsiniz: https://ederleziliving.com/contact-us/

Pratik İpuçları

Bizim memlekette insanlar nasılsa Atina‘da da öyle…Biraz daha cana yakın ve Türklere karşı ön yargılı olmak yerine sevecen olmaları da cabası! İnsanlar gerçekten çok tatlı karşılıyor sizi, gezerken hiç yabancı hissetmiyorsunuz. Zaten çoğu yerde Türkçe yazılan ilanlar ve menüler görebilirsiniz. Yunanlılarla konuşursanız da mutlaka Türkiye ile geçmiş bir bağı olduğunu duyarsınız.

Atina gezilecek yerler genellikle mitolojik hikayelere sahip olduğu için sadece yapılara bakıp kalmamak adına mutlaka gitmede bir araştırma yaparak gidin. Dilerseniz gezi sırasında yanınızda taşıyacağınız minik bir mitoloji kitabı da edinebilirsiniz.

Gittiğiniz yerin yerli halkının da sokakları cıvıl cıvıl doldurduğu ve havanın da şapır şapır terletmediği bir dönemde gezmek isterseniz cevap tabii ki bizim de yaptığımız gibi: Eylül ve Ekim ayları diyebilirim. Akropolis gibi tırmanmanız gereken yerlerde biraz fazla çaba harcayacağınızı düşünerek sıcak havada kan ter içinde kalmak istemeyeceğinizi düşünüyorum.

Akropolis’i gezmek için aldığınız 20 Euro‘luk bilete gezilecek birçok yere ücretsiz girebiliyorsunuz. Bu bilet kapsamında olmayan yerleri gezecekseniz de bilet fiyatları aşırı pahalı değil. 5 Euro, 7 Euro gibi ücretler ödeyerek dünyaca ünlü müzeleri gezebiliyorsunuz.

Eğer ziyaret ettiğiniz şehirlerde AVM kültürü de merak ettikleriniz arasında ise Golden Hall isimli alışveriş merkezini ziyaret edebilirsiniz. Kapalı alanlara gerek yok ben buraya has hediyelikler almak, sokaklardan alışveriş yapmak istiyorum diyorsanız o zaman Plaka bölgesinde aradığınızı bulabilirsiniz. Biraz daha para ödeyeyim, daha iyisini alayım derseniz de tasarım ürünlerin sergilendiği Demeter isimli dükkanı bulmanızı öneririm. Plaka Vyronos Caddesi‘nde bulabilirsiniz.

Avrupa’ya gittiğinizde bizlerin pek alışık olmadığı üzere şehirlerde genellikle hayatın erken bittiğini fark etmişsinizdir. Neyse ki Atina için bu durum geçerli değil. Tıpkı bizler gibi onlar da eğlenmeyi, gece hayatını, tavernalarda yiyip içmeyi çok seviyor. Dolayısıyla siz de gece hayatını doyasıya yaşamak isterseniz Atina’da bunu dilediğiniz gibi deneyimleyebilirsiniz.

Atina’ya ulaşım konusunda bizim gibi havalimanından metroya atlayıp şehrin çat diye ortasına ulaşabilirsiniz. Araç kiralamak tabii ki sizin tercihiniz ancak Atina hakikaten yürüyerek gezilecek, belli birkaç yer için de taksi veya otobüs kullanılarak rahatça eksiksiz gezebileceğiniz bir yer. Yukarıda Atina’da ulaşım kısmında da bahsettiğim gibi Eleftherios Venizelos Havalimanı’ndan M3 kodlu metroya binin ve Monastraki İstasyonu’nda inerek şehrin göbeğinde kendinizi bulup hızlıca Atina gezinize başlayın. Toplu taşıma kullanacaksanız da bilet makinelerinden veya gişelerden İstanbul Kart gibi ulaşım kartı veya tek binişlik kartlardan satın alabilirsiniz.

Yapmadan Dönmeyin

Her biri diğerinden güzel ve farklı özelliklerle ön plana çıkan Plaka, Anafiotika, Monastiraki gibi diğer Atina sokaklarını arşınlamadan,

Atina Arkeoloji Müzesi‘ni ziyaret etmeden,

Atine Akropolis’nde yüzlerce fotoğraf çekilip, manzaranın tadını çıkarıp, saatler geçirmeden,

Meşhur Brettos’a uğramadan,

Hans & Gretel’in nefis tatlılarının ve şirin ambiyansını tatmadan,

Exerchia‘da isyankar havayı hissetmeden,

Şehrin meşhur tepesi Lycabettus’a çıkmadan,

Mitolojiye dair bilgilenmeden,

Yunan mutfağı lezzetlerini denemeden,

Plaka kafelerinde dinlenmeden,

Sintagma Meydanı‘ndaki nöbet değişimini izlemeden,

Bir geceni çılgın Atina akşamlarına ayırmadan,

Monastiraki’deki Bit Pazarı’na uğramadan,

Kolonaki’de Nişantası‘nda gibi gezmeden dönmeyin!

Yorum Yok

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir